2016 YILINDA ASGARİ ÜCRET NET 1300 TL OLACAK

Asgari Ücret 2016 Yılında Net 1.300 TL olacak. Ak Parti’nin Seçim Vaatlerinden en önemlisi olan ASGARİ ücret nihayet rakamını buldu 01.01.2016 tarihinden itibaren 1.300 TL olacak.

Asgari Ücret Tespit Komisyonunca Her yıl Aralık Ayında belirlenmektedir. Bu komisyonda İşçi Kesimini temsilen 5 temsilci, İşvereni temsilen 5 temsilci ve Devleti temsilen 5 Temsilci bulunmakta ve Çoğunluğun verdiği karar geçerli olmaktadır.

Bu Belirlemede önceki yıllarda olduğu gibi Devletin oyu ALTIN değerinde ve hükümetin belirleyeceği parametreler doğrultusunda belirlenmektedir. Hükümet Bu sefer işçiden yana oyunu kullanacak ve 1 Ocak 2016 tarihinden sonra 16 Yaşından büyükler için Sanayi Kesiminde uygulanacak ASGARİ ÜCRETİ 2016 Yılı için 1.300 TL NET olarak belirleyecektir.

2016 YILI ASGARİ ÜCRETİN MALİYETİ NEDİR ?

Asgari Ücret 2015 Yılının 2. Altı aylık döneminde 1.273.50 TL Brüt, Net 910.43 TL’dir. Asgari Geçim İndirimi İle Toplam Net Asgari Ücret 1.000.54 TL (Bekar İşçi için) olmaktadır.

2016 YILI ASGARİ ÜCRETİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİSİ NEDİR ?

Ülkemizde Asgari Ücret Tutarı İşverenler açısından önemli bir paremetre olup, hem ASGARİ ÜCRET ile çalışan hem de diğer işçiler açısından ASGARİ ÜCRETTE oluşan artış önem arz etmektedir. Bu nedenle Asgari Ücretin 1000.54 TL’den 1.300 TL’ye çıkması % 30 Oranında bir artışı öngörmektedir.

Bize göre işverenlerin Hem Asgari Ücretli çalışanlarında, hem de diğer çalışanlarının ücret artışlarını tetikleyecektir.

Ayrıca Vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu Kesintileri dikkate alındığında önceki ücrete nazaran Devletin Gelirlerinde % 30’luk bir artış oluşturacaktır.

Böylelikle, İşverenlerin Asgari Ücret artışının hem Asgari Ücretle çalışan personellerde hem de Diğer Ücrette çalışan personellerin ücretlerinde % 30’ya yakın bir artış beklentisine yol açacaktır. Tüm Ülkede bu maliyet artışları fiyatların artışına bir domino etkisi yaratma riski vardır.

Öte yandan Asgari Ücrette oluşan artışın Türkiye Ekonomisinde Canlanmaya yol açacağını şimdiden öngörmek mümkündür.

Bazı çevrelerce ASGARİ ÜCRET artışının yüksek tutulması gereksiz olduğu düşünülse de Ekonomik hareketlenme sayesinde Oluşacak Maliyet artışları karşılanabilir olacaktır.

Bize göre, İlk dönemlerde İşverenlere % 30 oranında bir Maliyet artış yükü getirecek olup, Ayrıca Kayıt dışı istihdamı arttırması beklenmektedir.

Ancak Hükümet tarafından alınacak etkin denetimler ve Firmalara personel istihdamını özendiren SGK İndirimi ve Teşvikleri ile hem kayıt dışılığın önüne geçilebilir, hem de işverenlerin maliyetleri bir nebze olsun desteklenebilir.

ŞİRKETLERDE YEDEK AKÇELERİN TAMAMI SERMAYEYE EKLENEBİLİR Mİ?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, anonim ve limited şirketlerin sermaye ihtiyacını karşılamak amacıyla sermaye artırım yöntemlerini düzenlemiştir. Bu kapsamda, TTK’da sermayenin üç farklı yöntemle artırılabilmesi öngörülmüştür. Bunlar; “sermaye taahhüdü yoluyla artırım” (nakdi sermaye artırımı), “iç kaynaklardan sermaye artırımı” ve “şarta bağlı sermaye artırımı”dır.

Anılan yöntemlerden iç kaynaklardan sermaye artırımı ve şarta bağlı sermaye artırımı, Kanunda ilk defa düzenlenmiştir. İç kaynaklardan sermaye artırımı, Eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda da var olmasına karşın, uygulamada şirketlerin sıkça başvurduğu bir yöntemdi. Bu yöntem literatürde, yargı kararlarında ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı uygulamasında kabul edilmekteydi. 6102 Sayılı Yeni TTK ile İç Kaynaklardan Sermaye artırımı literatürde, yargıda ve Bakanlık tarafından da kabul edilmiş bu uygulamanın yasal dayanağa kavuşturmuştur.

Şirketlerde sermaye artırımı genel itibariyle şirket malvarlığına Şirket Dışından nakdi veya ayni varlıkların eklenmesiyle Yani Mevcut veya Yeni Ortak Sermaye Taahhüdü yoluyla arttırılabiliyor. Bir başka deyişle, Şirket Dışından NAKİT veya AYNİ kaynak sağlanması ile yapılabilir.

Ayrıca Şirket Dışından sermaye artışına karşın, Şirketlerin iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı da yapılabilir. Bu şekilde İç Kaynaklardan sermaye artışında, pay sahipleri fiili olarak herhangi bir nakdi veya ayni kaynak ödemezler ve artırım tamamen şirketin kendi iç kaynaklarından karşılanır.

İÇ KAYNAKLARDAN SERMAYE ARTIRIMI :

6102 Sayılı Yeni TTK’nın 462/I. maddesinde; “Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermayeye iç kaynaklardan artırılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu Kanun Maddesinden de anlaşılacağı üzere, Şirket Genel Kurul kararı ile şirket sermayesine ilave edilecek Yedek Akçelerin ne kadar olduğu, yoksa Yedek Akçelerin tamamının mı sermayeye eklenebileceği hususu dikkate alınmadan bu güne kadar yapılan Sermaye artışlarını her hangi bir kritere bağlı kalmaksızın eklendiğini gözlemekteyiz.

Yedek Akçeler, şirketin önceki dönemlerde elde ettiği safi karın, pay sahiplerine ve diğer ilgililere dağıtılmayarak Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunların, şirket ana sözleşmesinin veya şirket genel kurul kararı gereğince, şirket bünyesinde tutulan kaynakların tümünden oluşmaktadır.

Şirketler Yedek Akçeleri genel olarak üç amaç için ayırırlar:

İlk olarak, şirketin durumunun, başka bir deyişle sermayesini korumaktır.

İkincisi, sermayenin oto finansman yoluyla güçlenmesini sağlamaktır.

Üçüncüsü de Şirket ortaklarına düzenli bir kar dağıtabilmektir.

6102 Sayılı Yeni TTK’nın 519 ve devamı maddelerinde yedek akçeler;

Kanuni Yedek Akçeler

Şirket İsteği İle ayrılan Yedek Akçeler olmak üzere iki guruba ayrılmıştır.

Kanunda bu yedek akçelerin sermaye artırımında kullanılabilmesi için serbest tasarruf edilebilecek nitelikte olması gerekmektedir.

Ayrıca 6102 Sayılı Yeni TTK’nın 462/I. maddesine göre iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılırken başvurulabilecek kaynaklardan biri de fonlardır. Fonlara örnek olarak; Enflasyon Düzeltmesi olumlu farkları, yeniden değerleme fonları, pay senetleri ihraç primleri, İştirak ve gayrimenkul satış karı fonları… gibi. Bunların Sermayeye eklenmesinde bir sınırlama yoktur.

Şirketin özvarlığının ve yedek akçeler ile fonların şirket bilançosunda mevcut olduğuna ilişkin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu tanzim edilmeli ve bu rapor ile Sermaye Artışı yapılabilmektedir.

Sermaye Artışında kanuni yedek akçelerin Sermayeye ne kadarının eklenebileceğine ilişkin açıklama Yeni TTK.nın 519’uncu maddesinin 3’üncü fıkrasında vardır. Buna göre; “Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilecektir.” Denmektedir.

Dolayısıyla, Bilançolarda yer alan 540 ve 541 yasal yedek akçe tutarları toplamı esas sermayenin yarısını aşmadığı sürece SERMAYE ARTTIŞINA konu edilemez. Ancak bu Yasal Yedek Akçeler, zararların kapatılması, veya işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye, işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye yönelik olarak kullanılabilecektir.

Kanuni yedek akçelerin, şirket esas sermayesinin yarısına kadar olan kısmı SERBEST OLMAYAN YEDEK AKÇE, Esas Sermayenin yarısını aşan kısmı ise SERBEST YEDEK AKÇELER olarak değerlendirilecektir.

Yeni TTK’nın 519/4’üncü fıkrasına göre, Esas Sermayenin yarısına kadarki SERBET OLMAYAN kısmın Sermayeye eklenmesi veya başka bir amaç için kullanılması HOLDİNG ŞİRKETLER ve ÖZEL YASAYLA KURULAN Şirketler için geçerli değildir.

Şirketler her yıl kar etmeleri durumunda I. Tertip yasal yedek akçeyi ayırmak zorundadırlar. Ayrıca Ödenmiş Sermayenin % 5’i kadar olan 1. Tertip Kar Paylarını ödemek zorundadırlar. Ancak Kar dağıtman şirketler 2. Tertip Yedek Akçe ayırmak ve 1. Tertip Kar Payını dağıtmak zorunda değillerdir.

Bu konuda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ndan talep ettiğimiz görüşe göre de yukarıdaki gibi Şirketlerin Sermayeye eklemek veya kanunda yazılı amaçları dışında bir amaç için kullanabilecekleri SERBEST YEDEK AKÇE tutarı Esas Sermayesinin % 50’sini aşan tutarlar olup, Esas Sermayesinin % 50’sinin altında olan şirketler hiçbir şekilde bu 540 ve 541 Yasal Yedek Akçelerini SERMAYE ARIŞINDA kullanamayacaklardır.

AHMET GÜNDÜZ
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR
0-532-467 49 33

GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK

GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN TORBA KANUN TASARISI HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİMİZ.

26.Dönem Yasa Çalışmaları kapsamında, 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri çerçevesinde Ak Parti Hükümetinin Seçim taahhütlerini yerine getirmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclis’ine Yasa Tasarısı sunmuştur. Bu tasarı ile

1)193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun Geçici 67.Maddesi ve Geçici 68.Maddesindeki süreler,
2)3065 Sayılı KDV Kanunun Geçici 17.nci ve Geçici 23.ncü Maddelerindeki süreler,
3)5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri Kanunun Geçici 4.ncü Maddesindeki süreler,
4)5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun Geçici 2.ncü Maddesindeki sürelerini 31.12.2020 tarihine kadar uzatmayı,
5)3065 Sayılı KDV Kanunun Geçici 31.nci Maddesindeki sürelerini,
6)4632 Sayılı Bireysel Emeklilik Sistemi Kanunun Geçici 1.nci maddesindeki sürelerini 31.12.2017 tarihine kadar uzatılmasını içermektedir.

Madde 1- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; – Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve katılım bankalarından elde edilen kâr paylarının vergilendirilmesini düzenleyen geçici 67 nci maddesinin, – Türkiye Jokey Kulübünce organize edilen yarışmalarda görev alan jokeyler ile jokey yamağı ve antrenörlere ücret olarak yapılan ödemeler üzerinden yüzde yirmi oranında gelir vergisi tevkifatı yapılmasına ilişkin geçici 68 inci maddesinin, uygulama sürelerinin 31/12/2020 tarihine kadar uzatılması amaçlanmaktadır.

Madde 2- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun; – Dahilde işleme ve geçici kabul rejimi kapsamında ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak girdilerin tecil ve terkin uygulaması kapsamında yurtiçinden temin edilebilmesine imkân veren geçici 17 nci maddesinin,
– Millî Eğitim Bakanlığına bilgisayar ve donanımları ile bunlara ilişkin yazılımların bağışı ve bağışı yapacak olanların bunları temininde katma değer vergisi istisnası uygulanmasına yönelik geçici 23 üncü maddesinin, uygulama sürelerinin 31/12/2020 tarihine kadar,
– 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun geçici 1 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketleri nezdinde 16/4/2012 tarihi itibarıyla mevcut bulunan emeklilik taahhüt planları kapsamındaki yurtiçi ya da yurtdışındaki birikimler ve taahhütlere ilişkin tutarların kısmen veya tamamen bireysel emeklilik sistemine aktarılması amacıyla taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallinde satışı dâhil) devir ve tesliminde katma değer vergisi istisnası öngören geçici 31 inci maddesinin, uygulama süresinin 31/12/2017 tarihine kadar, uzatılması amaçlanmaktadır.

Madde 3- 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun geçici 1 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında; yetkili organlarınca karar alınması kaydıyla, üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketleri nezdinde 16/4/2012 tarihi itibarıyla mevcut bulunan emeklilik taahhüt planları kapsamındaki yurtiçi ya da yurtdışındaki birikimler ve taahhütlere ilişkin tutarların kısmen veya tamamen bireysel emeklilik sistemine aktarılabilmesine izin veren düzenlemenin uygulama süresinin 31/12/2017 tarihine kadar uzatılması amaçlanmaktadır.

Madde 4- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A maddesine göre, hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, infaz hâkimi tarafından karar verilebilmektedir. ‒ 6 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 11) 24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 5275 sayılı Kanuna eklenen geçici 4 üncü maddede, 105/A maddesinde aranan altı ay açık ceza infaz kurumunda kalma şartının, 31/12/2015 tarihine kadar uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinde değişiklik yapmak suretiyle altı ay açık ceza infaz kurumunda kalma şartının uygulanmama süresi 31/12/2020 tarihine kadar uzatılmaktadır.

Madde 5- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 2 nci maddesinde yer alan dernek veya vakıflarca elde edilen kesinti suretiyle vergilendirilmiş kira gelirleri ile menkul kıymet ve faiz gelirleri; Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki atölye ve uygulama birimleri ile çıraklık ve halk eğitim merkezlerindeki uygulama birimlerine bağlı döner sermaye işletmelerinin gelirleri ve maddede sayılan bazı ajansların elde ettikleri gelirler nedeniyle iktisadi işletme oluşmuş sayılmayacağına yönelik düzenlemenin uygulama süresinin 31/12/2020 tarihine kadar uzatılması amaçlanmaktadır.

Bize göre, Kanunun 1, 2, 3, 4, 5, 6.ncı Maddelerinde belirtilen Süre uzatım talepleri yerindedir. Ve Piyasaların beklentilerini cevap veren sektörde vergilemeyi ve vergi gelirlerinin kaynakta kesilmesi ilkesi ile uyumlu bir uygulamadır.

Ayrıca Emekli olup ta kendi işyeri veya şirket ortaklığı nedeniyle çalışanların maaşlarından kesilmesi gereken 4/b (Bağ-Kur) Destek Primleri 01.01.2016 tarihinden itibaren kesilmemesini öngören Yasa Tasarısı da Mesclistedir. Bize göre, bu yasa çalışması doğru olup, sadece Vergi Mükellefi olanlar değil, Emekli olup 4/a (SSK) kapsamında çalışan Emeklilerden de SGK Destek Primi alınmamasını öneriyoruz. Böylelikle Emeklilerin Kendi işi veya çalışması karşılığında her hangi bir kesintisi yapılmaması öngörülmeli, Anayasal bir hak olup, tüm emeklilere eşit muamele edilmiş olur.

Ayrıca Kendi nam ve hesabına tarımsal faliyette bulunan çiftçilerden Tarım Sigortalı olanların Tüccarlara teslim ettikleri zirai ürünler için Kaynakta Kesilen 4/b ( Çiftçi Bağ-kur ) Sigortalılıkları için ödenen % 1 Kesinti tutarları Sigortalının bilgileri sektörde tespit edilememesinden dolayı fazla ve yersiz ödenen bağ-kur primlerinin hak sahibi Çiftçilere nakit olarak iade edilmesini talep etmekteyiz. Böylelikle çiftçiler adına fazla ödenen Çiftçi Bağ-Kur’u kapsamındaki Kesintilerinin Çiftçilere geri ödenmesi sağlanmalıdır.

Aynı Kanun Tasarıları içerisinde yer alan 2016 Yılı başından itibaren Emekli Maaşlarında seyyanen 100 TL zam yapmayı öngören yasa tasarısı da Meclis’te olup, bu tutarın Her yıl Ocak Maaş zamlarına yılda 1 kes eklenmesi Emeklilerin Enflasyon karşısında korunmasına yardımcı olacaktır.

Bize göre, Asgari Ücretin 01.01.2016 tarihinden itibaren 1.300 TL Net olması taahhüdüne karşılık, işverenlerin SGK Maliyetlerini düşürülmesi için, SGK İşveren Kesinti oranının en az % 2 Puan düşürülmesi, Asgari Ücretin Tümüne denk gelen Asgari Geçim İndiriminin de aynı tutarda belirlenerek Kanun Maddesine eklenmesini öneririz.

Böylelikle 2016 Yılı Asgari Ücret artışından dolayı oluşan işverenlerin ve küçük orta ölçekli işletmelerin Maliyetleri nispeten azaltılmış olunur.

AHMET GÜNDÜZ
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR
0-532-467 49 33
www.ahmetgunduz.com.tr